Kriz cumhuriyeti

Kriz cumhuriyeti

Posted by

Yönetme kabiliyetini büsbütün yitiren iktidar, bağışıklığı çöken hastaya döndü. Enflasyondan pandemiye, eğitimden kar yağışına, kültür sanattan dış politikaya kadar biriken sorunlar ülkeyi kriz cumhuriyetine çevirdi.

Kriz cumhuriyeti

POLİTİKA SERVİSİ

Yirminci yılına yaklaşan AKP iktidarı ülkeyi uçuruma sürükledi. Yönetememe krizi giderek derinleşirken iktidar da bağışıklığı olmayan hastaya döndü. Ülkede en hafif bir rüzgar bile fırtına etkisi yarattı. Ekonomiden sağlığa, eğitimden doğal afetlere kadar hemen her alanda sorunlar dağ gibi birikti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin dünyanın en iyi 10 ekonomi arasında yer aldığını iddia ederken yurttaşlar, temel gıda maddelerini dahi karşılayamaz hale geldi. Fahiş zamlar halkın belini büktü, elektrik faturaları can yaktı, pandemi tüm hızıyla can almaya devam etti.

Her yıl on binlerce çocuğun eğitimden koptuğu Türkiye’de doğal afetlerde de onlarca yurttaş yaşamını yitirdi. Orman yangınları söndürülemedi, kar yağışına teslim olan kentler karanlık ve soğuğa mahkum edildi. Dış politikada yaşanan zikzaklardan çiğnenen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına kadar ülke, adeta kriz cumhuriyetine döndü. Tüm bunlar yaşanırken Saray yönetiminin elinde krizlere karşı hiçbir reçete bulunmuyor. Tüm hamlesini iktidarının ömrünü uzatmak üzerine kuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sıcak para arayışlarıyla günü kurtarmanın derdinde. Körfez ülkelerine yapılan ziyaretlerin ardı arkası kesilmiyor. Düne kadar düşman görülen ülkelerle yeni sayfa açmanın yolları aranıyor. Öte yandan muhalefet de halka gerçekçi bir çözüm önerisi sunmuş değil. Daha çok ittifaklar meselesi üzerinde top çeviren muhalefet günün sonunda topu yine Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu gibi bugünkü krizin geçmiştemimarı olan isimlere atıyor. Faturalara itiraz eden milyonlar sorunlara çözüm bekliyor.

Ülkede son dönem yaşanan krizleri şöyle derledik:

1- Dolar alev aldı

AKP’nin iktidara geldiği 2002’de 1,50 olan dolar, 18 yılda 7 liraya yükselirken 2021’in son günlerinde 18 liraya kadar çıktı. Hükümetin aralık ayında dövize müdahalesi ve kur korumalı faiz politikası doları kısmi oranda düşürdü. Ancak iktidarın asgari ücrete yaptığı zamla birlikte ekonomide rahatlama algısı kısa sürdü. Yeni yılın ilk günleriyle birlikte yüksek enflasyon ve fahiş fiyatlar her kalemde kendini gösterdi. Elektrik ve doğalgazın yanı sıra en temel ihtiyaç maddeleri bile fahiş oranda zamlandı. Marketler artan fiyatlara etiket yetiştirmekte zorlanırken asgari ücrete yapılan zam daha emekçinin cebine girmeden eridi. Yüzde 137’yi bulan elektrik zamlarına isyan eden yurttaşlar ülkenin dört bir yanında sokaklara döküldü. Esnaf, elektrik faturalarını dükkanlarının camlarına astı. Faturalarda düzenleme yapmaya hazırlanırken içerde krizi aşamayan iktidar sıcak para arayışıyla Körfez ülkelerine ve Afrika’ya sarıldı.

2- Günde 300 ölüm

Pandeminin ilk günlerinde beş maskeyi dağıtamayan iktidar salgın politikalarında da sınıfta kaldı. ülkelerin başında yer aldı. Hatalardan ders çıkarılmamasının faturasını insanlar canlarıyla ödedi. Günlük vaka sayısı 100 bine dayanırken ölüm sayılarında da rekorlar kırıldı. Günlük ölüm sayısı 300’ün üzerine kadar çıktı. İlaç krizi ise son günlerin önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. İlaçlara beklenen kur güncellemesi ile birlikte yüzde 37’lik artış ilaç fiyatlarına zam olarak yansıdı. Eczacılar birkaç aya ilaç bulmanın zorlaşacağına dikkat çekiyor.

3- 155 bin çocuğa eğitim yok

AKP’nin ülkede yarattığı tahribattan en çok gören alanlardan birisi eğitim oldu. MEB’in imam hatip ısrarı sürerken okullaşma oranlarında ciddi düşüşler oldu. 155 bini aşkın çocuk eğitimden koptu, tarikatlar ve gerici vakıflar eliyle okullarda dini ağırlıklı seçmeli ders baskısı günlerce konuşuldu. LGS’de ve YKS’de büyük hüsran yaşandı. İki sınavda da son 4 yılın en kötü sonuçları alındı. Tarikatların eğitimi nasıl kıskaç altına aldığı da net bir şekilde ortaya çıktı. Lise çağında olan 1 milyonu aşkın gencin ne yaptığı bilinmiyor. Neredeyse 5 gençten biri istihdamda da, eğitimde de yer almıyor. Öte yandan eğitime son çivi de YKS’de baraj puanının kaldırılması oldu. İktidara geldiği günden beri üniversitelerdeki eğitime büyük zarar veren AKP’nin son bir başka darbesi de üniversiteye giriş sınavında baraj uygulamasını kaldırmak oldu.

4- Yurttaş sele, kara teslim

Deprem, sel, yangın, kar hemen her doğal afet ülkede krize dönüştü. Son bir yılda yaşananlar hükümetin doğal afetler karşısında hiçbir önleminin bulunmadığını ortaya koydu. Batı Karadeniz’deki sel felaketinde 80’in üzerinde yurttaş yaşamını yitirdi. 15 yurttaşın cesedine hâlâ ulaşılamadı. Afet bölgelerini gezen Erdoğan yurttaşa çay fırlatmakla yetindi. Geçen yaz ülkenin ormanları da büyük yangınlara teslim oldu. Yangın söndürme uçaklarının depolarda çürüdüğü ortaya çıktı. Son olarak Isparta’da yaşanan kar felaketi hükümetin elektrik dağıtım şirketlerine yönelik peşkeşini ortaya çıkardı. İnsanlar 4 gün boyunca soğuk ve karanlıkta bırakılırken bir kişi donarak yaşamını yitirdi.

5- Sanatçılar hedef alınıyor

İktidar, yıllardır kültürel hegemonya kuramadığı kültürel alana her fırsatta saldırmayı tercih etti. Gericilerin doğrudan hedef aldığı sanatçılar susturulmaya çalışıldı. Emektar tiyatrocular yargı önüne çıktı. Sezen Aksu, şarkısında geçen ifadeler nedeniyle hedef tahtasına konuldu. Gülşen gibi pek çok isim de yine gericilerin hedef tahtasında yerini aldı. Tarkan’ın son parçası ‘Geçcek’ üzerinden yine bir fırtına koparıldı. Parçanın sözleri üzerinden Tarkan ve muhalefet suçlandı. Şarkının sözlerinin Pensilvanya’dan yazdırıldığını iddia eden yandaşlar oldu.

6- Mahkemeler tanınmıyor

Ülkede yaşanan hukuksuzluklar bitmek bilmedi. İş insanı Osman Kavala ve eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM’in) “serbest bırakılmaları” yönündeki çağrısına karşın iki ismin de tutukluluğu devam ediyor. 47 üyeli Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM uygulamasına ilişkin yaptırımlar gündeme geliyor. Gazetecilerden sanatçılara, siyasetçilerden öğrencilere dek hemen her kesim cezaevine girme tehdidiyle karşı karşıya bırakılıyor. Bağımsız olması gereken yargı yürütmenin tahakkümüne alınırken iktidar ortağı MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ‘‘Gerekirse Anayasa Mahkemesi’ni kaldırırız’’ sözleri durumun vahametini ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AİHM’nin kararlarının Türkiye’yi bağlamayacağı şeklindeki çıkışları da krizin üstüne adeta benzin döküyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.